Adana'da bir kişinin iftar için aldığı gazlı içecek şişesinden böcek çıktı.
Kapalı şişedeki böceği, bilir kişi nezaretinde noterden onaylatan kişi, yasal süreç başlattığını bildirdi.
Adana'da bir mühendislik firmasında işçi olarak çalışan Eser Erduru, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık bir hafta önce iş çıkışı iftar için marketten 1,5 litrelik bir gazlı içecek alarak evine gittiğini söyledi.
Evde yemeğe oturdukları sırada açmak için eline aldığı gazlı içeceğin içerisinde böcek türü bir şey gördüğünü belirten Erduru, ''Ben ve evde bulunanlar büyük şaşkınlık yaşadık. Ünlü bir firmanın ürününde böyle bir şeyle karşılaşacağımızı düşünmezdim. Böceği görenler bu markayı içmekten vazgeçiyor'' dedi.
Böceği bilirkişi nezaretinde noterden tasdik ettirdiğini de anlatan Erduru, hakkını aramak için yasal süreç başlattığını da bildirdi.
Bilirkişi huzurunda noterden onaylanan tespit tutanağında ise gazlı içecek şişesinin kapağının hiç açılmadığı ve içerisinde hamam böceğine benzer bir böceğin görüldüğü belirtiliyor.
Şişe içerisindeki böceğin insan sağlığına zararlı olabileceğinin de belirtildiği tutanakta, şişenin içerisinde olması gereken gazlı içeceğin bulunduğu, şişenin sert bir şekilde şişik olduğu ifade ediliyor.
Öte yandan üretici firmanın üst düzey bir yöneticisi, üretim bandında milyonda bir de olsa bu tür durumların yaşanabileceğini belirtti.
EMİN BİR YER ARA:Amaç kendimizin ve hasta veya yaralının biran önce tehlikeli bölgeden uzaklaştırılmasıdır.İlk yardıma başlayabileceğimiz güvenli bir yere taşınır.Taşıma yapılırken sakin davranılmalı,mümkünse sağlam tarafından tutularak taşınmalıdır.
SORULARINIZA YANIT VERİYORMU?
Sorulan sorulara yanıt veriyorsa hastayı yan yatırın.Hava yolu,solunum,nabızı gözlemleyin,kanama varmı kontrol edin. Yanıt vermiyorsa:
A .(AİRWAY) Hava YOLUNU AÇ
-Ağızdaki tıkanıklığı temizleyin,açın.
-Hastayı sırt üstü yatırın.
-Hava yolunu açmak için alını geriye,çeneyi öne çekin.
-Çeneyi destekleyin.
-Profosyonel yardım çağırın.(112 veya 155 no'lu Telefon dan)
B.(BREATHİNG) SOLUNUM
Hasta soluyorsa uygun pozisyonda yatırın.
Hasta solumuyorsa ağızdan ağıza iki yavaş ve tam soluk verin.Verdiğiniz soluk rahatça gidiyorsa hastanın solunumunun dönüp dönmediğini kontrol edin.Solunum geriye dönmediyse suni solunuma devam edin.
C.(CIRCULATION) DOLAŞIM
Nabzı kontrol edin.Nabzı atıyorsa solunum desteğine devam edin;kendiliğinden solunum başlarsa uygun pozisyonda yatırın.
Nabız atmıyorsa yetkili bir kurstan kalp masajı eğitimi almış iseniz kalp masajı yapın.Tek kişi iseniz 15 kalp masajı/2 soluk;İki kişi iseniz 5 kalp masajı/1 soluk olmak üzere profosyonel yardım gelinceye kadar masaja devam edin. Her 1 dakikada bir kalp atımının dönüp dönmediğini kontrol edin.
Not:Kalp masajı canlı insanlarda kesinlikle uygulanamaz.
Hastanemizin Ortopedi, Kadın-doğum ve Beyin Cerrahi uzmanları taburcu olurken hastalarına Kola’lı içecekleri yasaklıyorlardı. Gazoz gibi bir şeydi, ucuzdu ve bakkallarda ve marketlerde serbestçe satılıyordu. Yaygın şekilde şehir panolarında gazete ve televizyonlarda reklâmı yapılıyor, çoluk-çocuk herkes içiyordu. Fayda ve zararları hakkında halk aydınlatılmıyordu. Araştırıp öğrenmeliydik. Rekabet endişesiyle gerçek formülü gizlenen Kola’lı içecekler kol bacak veya kranyum operasyonlarından sonra ne kadar güzel bakılırsa bakılsın tedaviyi geciktiriyordu. Radyolojik tetkiklerde, kemiklerde kalsiyum yoğunluğunun-kireç oranının azaldığı-seyreldiği görüldü. Daha kapsamlı araştırmacılar, mediko-sosyal açıdan özellikle çocuklarda başlayan ısrarlı Kola içme isteğinin masum alışkanlıklardan öte, giderek tutsaklığa dönüştüğünü tespit ediyor. Bu alışkanlığın daha ileri yaşlarda çocuklarda refleks ve dikkat kaybıyla, dalgın, unutkan ve sarsak bir insan tipi ortaya çıkaracağı kabul ediliyor. Çocukların çarpma ve düşmelerde kemikleri kolayca kırılıyor. Batı ülkelerinde genetiğiyle oynanmış gıdalar ve fastfud –Cola ile ayakta beslenme alışkanlığı Obesitenin kesin sebebidir. Batıda AİDS’i sollayan Obesite, yani kalp-damar hastalıkları ve Diyabete yol açan kontrolsuz şişmanlık. Obesitenin yayılması uyanıklara, arada ani ölümlere neden olsa da bol para getiren bir tedavi endüstrisi oluşturdu. Kola, hangi yaşta olursa olsun osteoporozun yani kemik erimesinin bilinen sebepleri arasındadır. Yine Kola, soy hücrelerin yani Astrosit ve Sprmotozoonların tahrip ve tahrişine yol açıyor. Kimyasal analizinde Kolalı içeceklerin düşük asiditesi (PH:3.4) dolayısıyla dişlerde malformasyon, erken çürüme ve dökülme görülür. Cam ve pet şişelerde kocaman reklâmlarla tavsiye edilen Cola’nın tadı, rengi ve kokusu hoşumuza da gidiyordu ama içindeki kanserojen katkı maddelerinin sindirim sistemi kanserlerine yol açtığını bilmiyorduk. Kola içen insan doku ve hücreleri adına kirli hava solumaktadır. Yani halk diliyle oksijenden fakir ve bir zehirli gaz olan Karbondioksit içmektedir. İyi bilmeliyiz ki: Kola, sigara gibi yaygın bir kronik intihar aracıdır. Ulusal basınımızda yer alan bir haber, magazin değildi. Gözden kaçıranlara bir kere daha hatırlatalım: Hindistan’da ve ancak çok zengin çocuklarının devam ededebildiği Yeni Delhi Üniversitesinde tipik Amerikan şımarıklığı ve ölçüsüzlüğü içinde öğrenciler arasında “Kim daha çok Cola içecek?” yarışması yapılıyor. Otuz beş öğrenci yan yana sıralanıp gülüşmelerle içmeye başlıyorlar. Nihayet arka arkaya kiloluk beş şişe Cola içen yirmi yaşındaki öğrenci belirlenen zamanda birinci geliyor. Ödülünü alıyor ve alkışlanıyor. Ancak on dakika geçmeden kameraların ve seyirci arkadaşlarının önünde yere yıkılıp ölüyor. Otopsi yapılıyor: Kan gazları arasında öncelikle beynin ihtiyacı olan oksijen seviyesi normalin çok altına düşmüş, buna karşılık bir zehirli gaz olan Karbondioksit artmış. Kolayı yaygınlaştırmak için bazı ülkelerde dini duyguları, bazı ülkelerde de milli duyguları kaşırlar. İran’da Zemzem-Cola, Arabistan’da Mekke-Cola, Türkiye’de...? Adı ister Hicaz, isterse de Ergenekon-Cola olsun hepsi de sindirim sistemi kanserlerinin sorumluları arasındadır. Öğretmenler, Anneler-Babalar! Lütfen yavrularımızı bir kronik intihar aracı olan Cola belasından koruyun!
Pilonidal sinüs ya da daha çok bilinen ismiyle kıl dönmesi, yaygın bir hastalık olmasına rağmen pek de tanınmaz. Kişi, belirtileri ortaya çıkmış olan hastalığının mutlaka farkındadır, ancak ismini tam olarak koyamamıştır. Bu durumda yapılması gereken, bir an önce hastalığı tanımak ve tedaviyi geciktirmeden başlatmaktır. Kıl dönmesi; kuyruk sokumu olarak da tanımlanan bölgede, kalçaların üst birleşim noktasında görülüyor. Şişlik, ağrı, akıntı gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Doğumsal olan bu hastalık, anne karnındaki gelişim esnasında küçük bir kusur sonucu oluşuyor. Bu doğumsal kusura vücut, ergenlikten sonra reaksiyon vermeye başlıyor.
Belirtiler
Kıl dönmesi en sık 15-30 yaş arası erkeklerde görülmekle birlikte, aynı yaş grubu kadınlarda da görülebiliyor. Belirtiler, kuyruk sokumu olarak da tanımlanan bölgede, kalçaların üst birleşim noktasında, şişlik, ağrı, akıntı, kızarıklık ve kabarcıklar şeklinde görülüyor. İlerlemiş, abseleşmiş durumlarda oturma ve yürümeyi dahi engelleyebiliyor.
Hastalığın Safhaları
Hastalığın safhaları, olayın ciddiyetini yani hastalığın belirtilerine göre cilt altı yayılımını da gösteriyor. Bu safhalara göre tedavi planı da değişiyor. Hastalığın safhaları basitçe 3 aşamada değerlendiriliyor: Şikayet oluşturmayan belirti dönemi, akut pleonidal abse dönemi, tekrarlayan hastalık dönemi.
Tedavi
Tedavi, hastalığın evresine göre uygulanıyor, kalıcı çözüm ise mevcut artık dokunun cerrahi olarak çıkartılması ve yara onarımı ile sağlanıyor. İltihaplı ve abseli dönemlerde, içeride biriken iltihabın lokal anestezi ile boşaltılması, kalıcı müdahalenin daha sonra programlanması gerekiyor.
Ameliyat Tipleri
Toplumda çok sık rastlanan bu hastalık aslında günümüzde ameliyat tipleri ile de konuşuluyor. Hastalığın safhasına ya da ameliyatta karşılaşılan duruma göre, ameliyat tipi de değişiyor. İçerden çıkan artık dokunun büyüklüğüne ya da daha önce aynı sebepten dolayı ameliyat olup olmadığına göre, ameliyat tipini cerrah belirliyor. Ameliyat tipleri, artık dokunun çıkarıldıktan sonraki kapama yani iyileşme durumuna göre değişiyor.
Buna göre ameliyat tipleri;
Açık bırakma,
Cildi yaklaştırarak açık bırakma,
Direkt dikişlerle kapatma,
Doku kaydırarak dikişlerle kapatma gibi sıralanabiliyor.
Tedavi Geciktirildiğinde
Kıl dönmemesinde erken teşhis önem taşıyor. Çünkü tedavinin geciktirildiği durumlarda hastalık ilerliyor, cilt altındaki hastalıklı doku büyüyor. Bu durum, yapılması gerekli olan ameliyatın zorlaşmasına, hastanın fazla zaman kaybetmesine ve ameliyat sonrasının daha zor geçmesine sebep olabiliyor. Ayrıca; uygun cerrahi yöntem seçilmezse de tekrarlayabiliyor. Bu nedenle, ameliyat yönteminin hasta ile doktorunun ortak kararı ile belirlenmesi gerekiyor.
Mantarların sebep olduğu bulaşıcı ve mikrobik bir hastalıktır. Kıl diplerine yerleşen mantarların burayı tahrip etmeleri sonucu saç dökülmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Ne Yapmalı :
1) İlk belirtileri ortaya çıktığı zaman mutlaka doktora gidiniz. Hastalık ilerlediği takdirde kıl dipleri körelecek; saçın tekrar çıkması adeta imkansızlaşacaktır.
2) Saç dökülmesine neden olan mantarın cinsini tesbit etmek için mor ötesi ışık kaynağı altında mikroskobik inceleme yapılır.
3) Mantarın cinsine göre, en az altı hafta süre ile kullanılacak mantar öldürücü ilaçlar verilir.
4) Tedavi sırasında, ilacın iyi tesir etmesi için, saçlar sıfır numara tıraş edilir.