<ÇAĞDAŞ İNSAN-SAĞLIK-2 >


ÇAĞDAŞ İNSAN SAĞLIK SİTESİ-2

Hakkımda

Her şeyin başı sağlık.


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* ANA SAYFA (Çağdaş İnsan)
* YEŞİLAYCI AKTİF İNSAN
* LEZİZ YEMEKLER
* AKTİF YEMEKLER
* DİNİ SİTE
* ÇAĞDAŞ ŞİİRLER
* ÇAĞDAŞ SİTE

Kategoriler

Kategori yok

ARKADAŞLARIM


neseli63
aktifgalatasarayli
neseli59


DİĞER SİTELERİM



SAĞLIK SİTESİ-1

SAĞLIK SİTESİ-3

ŞİFALI BİTKİLER

ŞİFALI BİTKİLER

NEFİS VE LEZİZ YEMEKLER

AKTİF YEMEKLER

LEZİZ YEMEKLER

NEFİS YEMEKLER

 TRAFİK CANAVARI

YEŞİLAYCIYIZ-1

YEŞİLAYCIYIZ-2

 ÇAĞDAŞ BİLİM

AY DOĞDU-1

AY DOĞDU-2

 ÇAĞDAŞ SİTE-1

 ÇAĞDAŞ SİTE-2

ÇAĞDAŞ ŞİİRLER-1

ÇAĞDAŞ ŞİİRLER-2

İLGİNÇ VİDEOLAR-1

İLGİNÇ VİDEOLAR-2

FUTBOL DÜNYASI

GALATASARAY-1

GALATASARAY-2

G.S-FORUM

ERKAMIN SİTESİ-1

ERKAMIN SİTESİ-2

KURTLAR VADİSİ-1

KURTLAR VADİSİ-2

İLGİNÇ RESİMLER

RESİMLER VE GİFLER

SATRANÇ DÜNYASI

HAYVANLAR ALEMİ

YAŞAMA SEVİNCİ

ERZİNCAN-1

ERZİNCAN-2

ERZİNCAN-3
















weblogs




free counters



 Arkadaşına tavsiye et!







Free Counter



Kesinlikle kola içmeyin


Kesinlikle kola içmeyin


Dr. Mehmet Sılay



Hastanemizin Ortopedi, Kadın-doğum ve Beyin Cerrahi uzmanları taburcu olurken hastalarına Kola’lı içecekleri yasaklıyorlardı.
Gazoz gibi bir şeydi, ucuzdu ve bakkallarda ve marketlerde serbestçe satılıyordu. Yaygın şekilde şehir panolarında gazete ve televizyonlarda reklâmı yapılıyor, çoluk-çocuk herkes içiyordu. Fayda ve zararları hakkında halk aydınlatılmıyordu. Araştırıp öğrenmeliydik.
Rekabet endişesiyle gerçek formülü gizlenen Kola’lı içecekler kol bacak veya kranyum operasyonlarından sonra ne kadar güzel bakılırsa bakılsın tedaviyi geciktiriyordu. Radyolojik tetkiklerde, kemiklerde kalsiyum yoğunluğunun-kireç oranının azaldığı-seyreldiği görüldü.
Daha kapsamlı araştırmacılar, mediko-sosyal açıdan özellikle çocuklarda başlayan ısrarlı Kola içme isteğinin masum alışkanlıklardan öte, giderek tutsaklığa dönüştüğünü tespit ediyor. Bu alışkanlığın daha ileri yaşlarda çocuklarda refleks ve dikkat kaybıyla, dalgın, unutkan ve sarsak bir insan tipi ortaya çıkaracağı kabul ediliyor.
Çocukların çarpma ve düşmelerde kemikleri kolayca kırılıyor. Batı ülkelerinde genetiğiyle oynanmış gıdalar ve fastfud –Cola ile ayakta beslenme alışkanlığı Obesitenin kesin sebebidir. Batıda AİDS’i sollayan Obesite, yani kalp-damar hastalıkları ve Diyabete yol açan kontrolsuz şişmanlık.
Obesitenin yayılması uyanıklara, arada ani ölümlere neden olsa da bol para getiren bir tedavi endüstrisi oluşturdu.
Kola, hangi yaşta olursa olsun osteoporozun yani kemik erimesinin bilinen sebepleri arasındadır. Yine Kola, soy hücrelerin yani Astrosit ve Sprmotozoonların tahrip ve tahrişine yol açıyor.
Kimyasal analizinde Kolalı içeceklerin düşük asiditesi (PH:3.4) dolayısıyla dişlerde malformasyon, erken çürüme ve dökülme görülür.
Cam ve pet şişelerde kocaman reklâmlarla tavsiye edilen Cola’nın tadı, rengi ve kokusu hoşumuza da gidiyordu ama içindeki kanserojen katkı maddelerinin sindirim sistemi kanserlerine yol açtığını bilmiyorduk.
Kola içen insan doku ve hücreleri adına kirli hava solumaktadır. Yani halk diliyle oksijenden fakir ve bir zehirli gaz olan Karbondioksit içmektedir. İyi bilmeliyiz ki: Kola, sigara gibi yaygın bir kronik intihar aracıdır.
Ulusal basınımızda yer alan bir haber, magazin değildi. Gözden kaçıranlara bir kere daha hatırlatalım:
Hindistan’da ve ancak çok zengin çocuklarının devam ededebildiği Yeni Delhi Üniversitesinde tipik Amerikan şımarıklığı ve ölçüsüzlüğü içinde öğrenciler arasında
“Kim daha çok Cola içecek?” yarışması yapılıyor. Otuz beş öğrenci yan yana sıralanıp gülüşmelerle içmeye başlıyorlar. Nihayet arka arkaya kiloluk beş şişe Cola içen yirmi yaşındaki öğrenci belirlenen zamanda birinci geliyor. Ödülünü alıyor ve alkışlanıyor. Ancak on dakika geçmeden kameraların ve seyirci arkadaşlarının önünde yere yıkılıp ölüyor. Otopsi yapılıyor: Kan gazları arasında öncelikle beynin ihtiyacı olan oksijen seviyesi normalin çok altına düşmüş, buna karşılık bir zehirli gaz olan Karbondioksit artmış.
Kolayı yaygınlaştırmak için bazı ülkelerde dini duyguları, bazı ülkelerde de milli duyguları kaşırlar. İran’da Zemzem-Cola, Arabistan’da Mekke-Cola, Türkiye’de...?
Adı ister Hicaz, isterse de Ergenekon-Cola olsun hepsi de sindirim sistemi kanserlerinin sorumluları arasındadır.
Öğretmenler, Anneler-Babalar!
Lütfen yavrularımızı bir kronik intihar aracı olan Cola belasından koruyun!



Tarih: , 3/2/2009
Yorum (0) | Bağlantı

KIL DÖNMESİ



KIL DÖNMESİ

Pilonidal sinüs ya da daha çok bilinen ismiyle kıl dönmesi, yaygın bir hastalık olmasına rağmen pek de tanınmaz. Kişi, belirtileri ortaya çıkmış olan hastalığının mutlaka farkındadır, ancak ismini tam olarak koyamamıştır. Bu durumda yapılması gereken, bir an önce hastalığı tanımak ve tedaviyi geciktirmeden başlatmaktır. Kıl dönmesi; kuyruk sokumu olarak da tanımlanan bölgede, kalçaların üst birleşim noktasında görülüyor. Şişlik, ağrı, akıntı gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Doğumsal olan bu hastalık, anne karnındaki gelişim esnasında küçük bir kusur sonucu oluşuyor. Bu doğumsal kusura vücut, ergenlikten sonra reaksiyon vermeye başlıyor.

Belirtiler

Kıl dönmesi en sık 15-30 yaş arası erkeklerde görülmekle birlikte, aynı yaş grubu kadınlarda da görülebiliyor. Belirtiler, kuyruk sokumu olarak da tanımlanan bölgede, kalçaların üst birleşim noktasında, şişlik, ağrı, akıntı, kızarıklık ve kabarcıklar şeklinde görülüyor. İlerlemiş, abseleşmiş durumlarda oturma ve yürümeyi dahi engelleyebiliyor.

Hastalığın Safhaları

Hastalığın safhaları, olayın ciddiyetini yani hastalığın belirtilerine göre cilt altı yayılımını da gösteriyor. Bu safhalara göre tedavi planı da değişiyor. Hastalığın safhaları basitçe 3 aşamada değerlendiriliyor: Şikayet oluşturmayan belirti dönemi, akut pleonidal abse dönemi, tekrarlayan hastalık dönemi.

Tedavi

Tedavi, hastalığın evresine göre uygulanıyor, kalıcı çözüm ise mevcut artık dokunun cerrahi olarak çıkartılması ve yara onarımı ile sağlanıyor. İltihaplı ve abseli dönemlerde, içeride biriken iltihabın lokal anestezi ile boşaltılması, kalıcı müdahalenin daha sonra programlanması gerekiyor.

Ameliyat Tipleri

Toplumda çok sık rastlanan bu hastalık aslında günümüzde ameliyat tipleri ile de konuşuluyor. Hastalığın safhasına ya da ameliyatta karşılaşılan duruma göre, ameliyat tipi de değişiyor. İçerden çıkan artık dokunun büyüklüğüne ya da daha önce aynı sebepten dolayı ameliyat olup olmadığına göre, ameliyat tipini cerrah belirliyor. Ameliyat tipleri, artık dokunun çıkarıldıktan sonraki kapama yani iyileşme durumuna göre değişiyor.

Buna göre ameliyat tipleri;

Açık bırakma,

Cildi yaklaştırarak açık bırakma,

Direkt dikişlerle kapatma,

Doku kaydırarak dikişlerle kapatma gibi sıralanabiliyor.

Tedavi Geciktirildiğinde

Kıl dönmemesinde erken teşhis önem taşıyor. Çünkü tedavinin geciktirildiği durumlarda hastalık ilerliyor, cilt altındaki hastalıklı doku büyüyor. Bu durum, yapılması gerekli olan ameliyatın zorlaşmasına, hastanın fazla zaman kaybetmesine ve ameliyat sonrasının daha zor geçmesine sebep olabiliyor. Ayrıca; uygun cerrahi yöntem seçilmezse de tekrarlayabiliyor. Bu nedenle, ameliyat yönteminin hasta ile doktorunun ortak kararı ile belirlenmesi gerekiyor.

http://www.kadiniz.com/makale.php?baslik=kil-donmesi&id=2144


 

 


Tarih: , 3/2/2009
Yorum (0) | Bağlantı

SAÇ KIRAN ve TEDAVİSİ



SAÇ KIRAN ve TEDAVİSİ

Mantarların sebep olduğu bulaşıcı ve mikrobik bir hastalıktır. Kıl diplerine yerleşen mantarların burayı tahrip etmeleri sonucu saç dökülmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

 

Ne Yapmalı :

1) İlk belirtileri ortaya çıktığı zaman mutlaka doktora gidiniz. Hastalık ilerlediği takdirde kıl dipleri körelecek; saçın tekrar çıkması adeta imkansızlaşacaktır.

2) Saç dökülmesine neden olan mantarın cinsini tesbit etmek için mor ötesi ışık kaynağı altında mikroskobik inceleme yapılır.

3) Mantarın cinsine göre, en az altı hafta süre ile kullanılacak mantar öldürücü ilaçlar verilir.

4) Tedavi sırasında, ilacın iyi tesir etmesi için, saçlar sıfır numara tıraş edilir.

 

http://www.kadiniz.com/makale.php?baslik=sac-kiran-ve-tedavisi&id=2494

 


Tarih: , 3/2/2009
Yorum (0) | Bağlantı

Vitiligo Hastalığı


 Vitiligo Hastalığı



Vitiligo dış
derinin renk kaybına uğramasıyla oluşan beyaz plaklarla seyreden kronik ve çoğu zaman ilerleyici hastanın dış görünüşünde problem oluşturan bir deri hastalığıdır. Vitiligonun oluştuğu alanlarında deri beyaz görünürken çevresindeki bölgeler kişinin ten rengiyle aynıdır. Hastalıklı bölgelerde cilde rengini veren melanositlerdeki rahatsızlık nedeniyle tüyler ve kıllardada beyazlık görülür. Beyaz renge dönüşen bölgeler çeşitli büyüklüklerde olabilir. Kimi zaman görünmeyecek kadar küçük olan bu bölgeler, kimi zaman çok daha büyük boyutlara ulaşabilir ve hatta derinin büyük bir bölümünü etkilemiş olabilir. Sıklıkla vücudun yüz, dudak, boyun, göğüs, penis, diz, dirsek ve el ve kol bölgelerinde görülür. Hastalık sonucu oluşan bu beyaz bölgeler güneş sonucu oluşan ultraviyole ışınına karşı diğer blgelerden daha hassas olurlar. Hastalıklı kişilerde güneş yanıklarından, veya alınabilecek herahangi bir darbelerden sonra yeni vitiligo bölgeleri oluşabilir. Vitiligo hastalığı birçok hastalıklarla (kanser, diabet vs.) beraber aynı anda kişilerde görülebilinir. Toplumda görülme sıklığı %1 ile %2 arasındadır. Vücutta oluşan her beyaz leke kişinin virtiligo hastalığına yakalandığı anlamına gelmez. Bu ayrımın yapılabilmesi için hastalıkla ilgili bir uzman doktor muayenesi şarttır. Birçok farklı rahatsızlığa bağlı lekeler vitiligo hastalığı sonucu oluşan lekeler ile karışabilir. Bu hastalık, otoimmun kökenli olup hastanın vücudundaki renk oluşumunu sağlayan hücrelere karşı hastanın vücudundaki yıkıcı hücrelerinin aktivasyonu ile başlar. Hastalığın veya hastalığı taşıyan genlerin aile bireylerinde bulunması, kişilerde görülme ihtimalini artırır. Vücudun bağışıklık sisteminin zayıfladığı anlarda ve farklı hastalık dönemlerinde vitiligonun başlaması ve artması daha olasıdır. Çünkü bu gibi anlarda vücudun savunma sistemi zayıflamış ve direnci kırılmıştır. Hastalık sonucu beyazlayan bölge bazen hastalığın çıktığı bölgelerde sınırlı kalırken birçok hastada yayılmaya devam eder.

 Hastalığın bazı tedavi yöntemleri:
Repigmentasyon tedavisi
Dar Band UVB Tedavisi
Depigmentasyon tedavisi
PUVA tedavisi
Topikal kortikosteroid
Pimekrolimus ve Takrolimus
Normal deriden sağlam renk hücresi nakli


"
http://tr.wikipedia.org/wiki/Vitiligo" adresinden alındı.


Tarih: , 3/2/2009
Yorum (0) | Bağlantı

Sağlıklı yaşam adına beş dakika


Sağlıklı yaşam adına beş dakika

Değerli okuyucu, bugünkü yazımda sağlıklı yaşamın temellerini oluşturan unsurlarından iki tanesine kısaca değinmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi beden sağlığı ikincisi ise, ruh sağlığıdır. İkisi de bazı durumlarda karşılıklı olarak birbirlerini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Örneğin, bazı insanlar ani bir haber aldıklarında tuvalete koşarlar. Bazıları sinirlendiklerinde tansiyonları yükselebilir (asabi tansiyon), eğer şeker hastası ise, kan şekeri yükselebilir (asabi şeker). Demek ki, ruh halimiz bedenimizi (organlarımızı) doğrudan etkileyebiliyor. Bazen de hekimin öngördüğü tüm araştırma ve tetkikler yapılır. Her şeyin normal olduğu söylenir. Ancak, kişinin şikâyeti devam eder. Bu durumda hekim, stres veya psikosomatiktir diyebilir. Psikosomatik (psiko=psikoloji, soma=beden), ruh halimizin bedeni etkilemesi anlamına gelir. Kısaca, psikolojik deniyor. 

Mutlu mu, yoksa haklı mı olmak istersiniz?
Günümüzün insanlarının çoğunluğu, mutlu olmak yerine haklı olma savaşı vermekteler. Yazılı ve görsel basında bunun örneklerini hemen her gün okumakta veya seyretmekteyiz. Cevap hakları (haklı çıkma savaşı) karşılıklı olarak devam edip gidiyor. Esas konu tartışılmaktan çıkmış karşılıklı kişisel açık arama savaşına dönüşüyor... İnsanlar “mutlu olma” savaşını bırakıp “haklı olma” savaşı vermeye başladılar.

Hergün 5 dakika durup düşününüz
Emellerimiz ve hedeflerimiz şüphesiz ki olmalıdır. Bazen, seçilen hedef veya hedefler insanı öylesine kendisine kilitler ki, işte o insan kendi kendisini adeta kilitleyip hapsetmiştir. O hedefinin arkasından koşar da koşar. Çevresinde olup bitenlerin çoğu zaman farkında bile değildir. Farkında olsa bile, umursamaz.  O artık hedefine kilitlenmiş, kendisini hapsetmiştir. Hürriyetini kaybettiğinin (hapis olduğunun) farkında bile değildir. Toplar, biriktirir ve sayar durur. Paylaşmayı ve yardımı çoktan unutmuştur. Kurbanını keser, derin dondurucuda depolar.
Değerli okuyucu, geçen hafta bir dostum ziyaretime geldi. Üzgün, sıkıntılı ve heyecanlı idi. Hayırola dememe fırsat vermeden, koluma girdi ve anlatmaya başladı, “üç gün oldu öğreneli, tüm vücudunu sarmış, hekim çok fazla bir ömrü olmadığını söyledi”, ardından, “günleri sayılıymış artık” dedi. Rahatsızlığını öğrenmeden bir gün önce, ölüm ona çok mu uzaktaydı... Her canlı oluşmaya başladığı anda onun için geri sayım başlıyor demektir. İnsanoğlu için de durum böyle. Anne rahmine düştüğü anda (yumurta döllendiği) geri sayım başlar. Bazen dünyaya gelemeden yaşam son bulur bazen de dünyaya geldikten belli bir zaman sonra son bulur. Ama mutlaka son bulur. Affınıza sığınarak, kendi dünya görüşümden birkaç satır yazmak istiyorum.
Hergün tüm işimi bırakıp  beş dakika düşünürüm ve sorgularım, ne yapıyorum, nereye koşuyorum? Hayatım boyunca kimse ile yarışmadım. Kimseyi kendime rakip görmedim. Kimseyi kendime örnek almadım. Eşitlik yoktur, farklılık vardır. Zor iş olmadığına inanıyorum, zor olan insanlardır. Sıkıntı ve dert yoktur, ders vardır. Öylesine hoş görülüyüm ki, beni çok sabırlı zannediyorlar. Tüm okuyucularımın, bayramını tekrar kutlar sağlıklarının daim olmasını dilerim.

Sağlıklı yaşam için düşünsel kür
 Değerli okuyucu, iki sözcüğün bir araya gelmesi uzun yıllarımı aldı. “Ruh” ve “bekçi” kelimelerini bir araya getirip düşünmeye başladığımda bir kitap yazabileceğimi hiç düşünmemiştim.Yakında “Ruhun bekçileri” adlı kitabımı okuyucuların hizmetine sunacağım. Bu iki kelimede ne var diyebilirsiniz. En basit sorular, en zor olan sorulardır. Sağlıklı ruh yapısı, sağlıklı yaşamın en önemli temel taşlarından biridir. Ben diyorum ki, sağlıklı düşünceler “ruhun bekçileri”dir. Sağlıklı düşünceler insanı terk etmeye başladığı zaman yerini sağlıksız düşünceler alır. Ruh sağlığı bozulmaya başlar. “Bana öyle bir şey söyleyin ki, beni mutlu etsin” diyen çok insan tanıdım. Günümüzün insanı sevgiye ve ilgiye muhtaç kaldı.
Kötü düşünmek kişinin kendisine zarar verir.  Olumsuz bir olay veya durum karşısında yargılamaktan veya yargıç olmaktan sakınınız. Konuları tartışırken yargılamadan ve yargıç olmadan tartışabiliyorsak, ruhun bekçilerini harekete geçirerek sağlıklı yaşam için gerekli ve şart olan düşünsel  kürü uygulamış oluruz. Kapatmadan son bir kür daha, şartlarınız ne olursa olsun, kesinlikle gıybet (dedikodu) yapmayınız. Gıybet, ruh sağlığını bozar. Gıybetin yapıldığı ortamları sessiz ve yorumsuz kalarak terk ediniz. Sır yoktur, çünkü paylaşılmaz.

 

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık



Tarih: , 25/12/2008
Yorum (0) | Bağlantı

<- ÖNCEKİ SAYFA | SONRAKİ SAYFA ->